divan edebiyatı nesir örnek metinler
13. YÜZYIL DİVAN EDEBİYATI. HOCA DEHHANİ : Din dışı temaları işlediği için Divan edebiyatının kurucusu kabul edilir. *Kaside ve gazelleri de vardır. MEVLANA : Eserlerini Farsça kaleme almış ,birkaç şiirini Türkçe yazmıştır.Asıl adı Muhammed Celaleddin ‘dir. *Doğumunun 800. yılı UNESCO tarafından “Mevlana
OLAYÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBÎ METİNLER. Nesir, edebiyatta düz yazı demektir. Şiirde olduğu gibi kafiye ve ölçü kaygısı taşımadan duygu ve düşünceleri dil bilgisi kurallarına uyarak ifade etmek suretiyle oluşturulur. Nesir şeklinde yazılmış eserlere mensur denir. Edebiyatımızda bilinen ilk nesir örnekleri "Orhun
NEF’İ (17. yüzyıl ) Nef’i, Padişah I. Ahmed zamanında Erzurum’dan Istanbul’a gelmiştir. Babası Erzurum eşrafındandır ve Kırım hanının nedimlerindendir. Dönemin Kırım hanı Canıberk Giray, Sadrazam Kuyucu Murat Paşa’ya bir mektup göndererek, şairin Istanbul’da çevre bulması, sıkıntı çekmemesi için yardım
Divan edebiyatı şairlerinin aruz ölçüsü ile yazdığı lügaz metinler, Türk halk edebiyatında ise hece ölçüsü ile kaleme alınıyor. Lügaz metinlerine örnek olarak şunları
Seefull list on arslankoseci.com
Site De Rencontre Homme Cherche Femme. Divan Edebiyatında NesirSade NesirOrta NesirSüslü NesirDİVAN EDEBİYATINDA NESİRLE YAZILMIŞ METİNLER Divan Edebiyatında Nesir Ağır ve süslü bir dil kullanılmıştır. Divan edebiyatı nesrinde paragraf düzeni yoktur. Divan nesri sade nesir, orta nesir, süslü nesir olmak üzere üçe ayrılır. Sade Nesir Asıl amacın bir düşünceyi ifade etmek, bir bilgiyi aktarmak olduğu metinlerde kullanılan nesir türüdür. Konuşma dilini esas tutan bu tür metinler, “didaktiklik” öğreticilik işlevini tam anlamıyla yerine getiren metinlerdir. Tefsirler, hadis kitapları, menkıbevi İslam tarihleri, fütüvvetnameler, menakıpnameler, Hamzaname ve Battalname benzeri dini-destani hikayeler çoğunlukla sade nesirle yazılmıştır. Bu eserlerden bir bölümü anonimdir. Kâbusnâme Tercümesi Mercimek Ahmet, Risâle-i Kaygusuz -> Kaygusuz Abdal sade nesire örnek gösterilebilir. Orta Nesir Kimi yazarlar öğretme amacını ön planda tutmalarına karşın eserlerinde edebi bir havanın bulunmasına da özen göstermiş ve sade nesre oranla biraz daha süslü bir anlatım yolunu seçmişlerdir. Bu tür nesirlere orta nesir denir. Tarihlerin, ahlaki, siyasi, dini ve coğrafi metinlerin, biyografiler ve seyahatnamelerin birçoğu orta nesirle oluşturulmuştur. Seyâhatnâme -» Evliyâ Çelebi, Şikâyetnâme Fuzûlî orta nesirle yazılmış eserlere örnek gösterilebilir. Süslü Nesir Bir şeyleri öğretmek amacını taşımakla birlikte sanat kaygısını daha ön planda tutan eserlerde kullanılan nesir türüdür. Seci ve cinas gibi ses oyunlarıyla teşbih, istiare, tenasüp, telmih gibi anlam sanatlarını kullanmayı çok önemli sayan bu nesir türüyle genellikle ahlaki ve edebi metinler ünlü süslü nesir örneği Sinan Paşa’nın Tazarrunâme adlı eseridir. DİVAN EDEBİYATINDA NESİRLE YAZILMIŞ METİNLER Tefsir kitapları Kur’an ayetlerini yorumlayan kitaplardır. Bu tür kitapların önemli bir bölümü Arapça ya da Farsçadan çevrilmiştir. Mensur Hadis kitapları Hz. Muhammed’in sözlerinin toplandığı kitaplardır. Mensur A kaid kitapları İslam inanç esaslarının anlatıldığı kitaplardır. Mensur İlmihaller Bir Müslümanın bilmesinin dinen zorunlu olduğu bilgileri anlatan kitaplardır. Mensur Fıkıh kitapları İslam hukukunun anlatıldığı kitaplardır. Mensur Tasavvuf i kitaplar Tasavvufun kural ve davranış tarzlarının anlatıldığı kitaplardır. “Fütüvetnâme’ler bu tür yapıtlar içinde değerlendirilebilir. Mensur Siyer kitapları Hz. Muhammed’in hayatının menkıbevi bir dille anlatıldığı ilk siyer kitabı, Erzurumlu Mustafa Darir’in yazdığı “Kitab-ı Siyer-i Nebi”dir. Manzum-Mensur Kısâs-ı Enbiyâlar Peygamberlerin hayatlarının ve mucizelerinin menkıbevi bir dille anlatıldığı kitaplardır. Mensur Menâkıbnâme ve Velâyetnâmeler Menâkıbnâme, peygamberlerin hayatlarının ve mucizelerinin menkıbevi bir dille anlatıldığı kitaplardır. Velilerin, evliyaların kerametlerini anlatan küçük eserlere velâyetnâme denir. ManzumMensur Tarih kitapları Tarihsel olayları anlatan kitaplardır. Tâberî ve İbni Kesîr gibi Arap tarihçilerden tercüme edilen “Tarihler,anonim Osmanlı tarihleri, “Garibnâme” ve “Fakrnâme” isimli mesneviler bu türe örnek sayılabilir. Mensur Destanî Epik, Destansı Hikayeler Din uğruna yapılan savaşlarda üstün başarılar gösteren kişilerin mücadelelerinin menkıbevî bir dille anlatıldığı kitaplardır. Hamzanâmeler, Battalnâmeler, Danişmendnâmeler; bu türden eserlerdir. Mensur Gazavâtnâmeler Bir padişahın ya da komutanın bir tek savaşının ya da bütün savaşlarının destansı bir dille anlatıldığı kitaplar Manzum-Mensur Şuarâ Tezkireleri Şairlerin hayatlarının, eserlerinin ve edebi özelliklerinin anlatıldığı kitaplardır. Türk edebiyatındaki ilk şuara tezkiresi Anadolu dışında yazılmıştır. Ali Şir Nevâî tarafından yazılan “Mecâlisü’n-Nefâis”, Türk edebiyatındaki ilk biyografi eseri kabul edilir. Anadolu’da ilk şuarâ tezkiresi Sehî Bey tarafından yazılan “Heşt Behişt”tir. Mensur Münşeatlar Divan edebiyatında süslü nesirlere genel olarak “inşa”, bunları yazanlara “münşi”, inşaların toplandığı eserlere de “münşeat” denmiştir. Bu tür eserlerde çoğunlukla mektuplara ya da çeşitli konularda yazılmış inşalara yer verilmiştir. Mensur Seyâhatnâmeler Gezilip görülen yerlerin türlü özellikleriyle anlatıldığı kitaplardır. Seyâhatnâme -> Evliyâ Çelebi, Mir’âtü’l-Memâlik SeydîAli Reis İlk örneği, Tuhfetu’l – Harameyn Nâbî bu türün en güzel örnekleridir. Mensur Sefâretnâmeler Osmanlı elçilerinin, gönderildikleri ülkelerde gördüklerini, görüştükleri devlet adamlarını, onlarla yaptıkları konuşmaları bir çeşit rapor niteliğinde anlattıkları eserler. Bu alanda yazılmış eserlerin en tanınmışı Yirmi Sekiz Mehmet Çelebi’nin “Paris Sefaretnâmesi”dir. Mensur Nasihâtnâme ve Siyâsetnâmeler Öğüt verici nitelik taşıyan, kamu yönetimi hakkında bilgi veren kitaplardır. Bu tür eserlere örnek olarak Mercimek Ahmet’in Farsçadan çevirdiği “Kabusnâme” ile Kul Mesud’un Farsçadan çevirdiği “Kelile ve Dimme”yi verebiliriz. Mensur Mektuplar Önemli kişilere yazılan mektuplar. Eski edebiyatımızdaki en meşhur mektup, Fuzûli’nin yazdığı “Şikayetnâme”dir Mensur
Divan edebiyatı her ne kadar şiir alanında gelişse de bu dönemde yer alan bazı yazarlar, nesir alanına da yönelmişlerdir. Münşeat adı verilen eserlerde toplanan bu düzyazılar sayesinde döneme büyük oranda ışık tutulmuştur. 1. SADE NESİR Bu yazı türünde asıl hedef halktır. Bu nedenle sade ve anlaşılır bir dil tercih edilmiştir. Tefsir, tasavvuf, ahlak, tıp tarzı kitaplardır. Sade Nesir Türündeki Eserler Katip Çelebi > Keşfüzzunun, Cihannüma, Fezleke Yazıcıoğlu Ahmet Bican > Acaibül Mahlukat Sehi Bey > Heşt Behişt Mercimek Ahmet > Kabusname Evliya Çelebi > Seyahatname Kul Mesut > Kelile ve Dimne Seydi Ali Reis > Mirat’ül Memalik2. ORTA NESİR Coğrafya, tarih kitapları orta nesir örneğidir. NOT Bazı kaynaklarda nesir, "sade ve süslü" olmak üzere iki tür olarak gösterilir. Bu nedenle "orta nesir" kavramı kabul görmemektedir. Bundan ötürü orta nesirde geçen birçok eser sade nesir içerisinde de verilebilir. Bu yüzden soruya göre hareket edilmelidir. Orta Nesir Türündeki Eserler Peçevi Tarihi Naima Tarihi Tevarih-i Ali Osman Âşıkpaşazade Tarihi 3. SÜSLÜ NESİR Ağır bir dile sahiptir. Anlam yoğunluğu söz konusudur. İç uyağa bolca yer verilir. Yabancı tamlamalar, söz sanatları sıkça tercih edilir. Konudan çok üslup önemlidir. Nergisî bu türde tanınır. Süslü Nesir Türündeki Eserler Fuzulî > Şikâyetname Nabi > Tuhfetül Harameyn Lami Çelebi > Vamık u Azra Sinan Paşa > Tazarruname DİVAN EDEBİYATI NESİR YAZARLARI1. Kul Mesut Doğum ve ölüm tarihi hakkında net bir bilgi olmasa da tezkirelerde ve çeşitli kaynaklarda 14. yy. yazarı olduğu söylenir. Kelile ve Dimne adlı eseriyle bilinir. 2. Şeyhoğlu Mustafa14. yy. yazarıdır. Tercümeleriyle Marzubanname Fabl aracılığıyla devlet idaresi ve ahlaki konularda öğüt verir. Nesir Hurşitname Hurşit ile Ferahşat arasındaki ilişkiyi anlatan bir Mercimek AhmetDoğum ve ölüm tarihi hakkında net bir bilgi bulunmamasına rağmen kaynaklarda 15. yy. yazarı olduğu bilgisi geçmektedir. Kabusname isimli eseri sade nesrin en önemli örneğidir. 4. Sinan Paşa Süslü nesre dair ilk örneği veren yazardır. 15. yüzyıl sanatçısıdır. Seci, aliterasyon, söz sanatı gibi ahenk unsurlarına önem vermiştir. Dinî, ahlaki, tasavvufi bilgilere önem Tazarruname Süslü nesrin en güzel örneğidir. İlahi aşk ele alınır. Diğer Maarifname, Tezkiret’ül Evliya5. Âşıkpaşazade15. yüzyılda tarihçilik alanında ün yapmıştır. Asıl adı Derviş Ahmet Âşıkî’dir. Tevarih-i Ali Osman, bilinen en önemli Âşık Paşa Tarihi Tevarih-i Ali Osman Sade bir Türkçe ile yazılan bu eserde menakıpname tarzı esas alınmıştır. 2. Murat ve Fatih yıllarıyla beraber bu padişahlardan önceki dönemler Yazıcıoğlu Ali 15. yüzyılda Selçukname isimli eseriyle ön plana çıkmıştır. Bu eser, Tevarih-i Ali Selçuk ya da Oğuzname adıyla da bilinir. İslam öncesi tarihinden itibaren Osmanlı Dönemi’ne kadar olan bölümü Sehi Bey 16. yüzyıl Heşt Behişt Sekiz Cennet anlamını taşır. 216 şair yer almaktadır. Anadolu’daki ilk tezkire Babürşah Çağatay diliyle yazan Babür, 16. yüzyıl hükümdarı ve sanatçısıdır. Babür Devleti’nin Babürname Babür Şah’ın çocukluğundan başlayarak her dönemi ele alan mensur bir eserdir. Hatıra ve gezi türünün ilk örneklerinden kabul edilir. 2009 sınavında sorulan soruda gezi yazısının ilk örneklerinden olduğu kabul edilmiştir. Diğer Divan, Aruz Risalesi… 9. Latifi16. yüzyılda yaşamıştır. Tezkire yazarıdır. Latifi Tezkiresi ile tanınır. a. Latifi Tezkiresi 300 şair yer almaktadır. Alfabetik sıraya göre oluşturulmuştur. Kanuni Sultan Süleyman’a Seydi Ali Reis 16. yüzyılda yaşayan nesir yazarıdır. Pozitif bilimlerle ilgilenmiştir. Kaptan-ı Deryâ olarak görev Miratül Memalik Gezi türündeki ilk eser kabul edilir. Hatıra özelliği taşır. Hindistan’dan dönüşü esnasında gezip gördüğü yerleri Kitabül Muhit Coğrafya türündeki Piri ReisKitab-ı Bahriye isimli eseriyle Ebulgazi Bahadır Han Tarih yazarıdır. 17. yüzyılda yaşamıştır. Şecere-i Türki ve Şecere-i Terakime, Türk tarihini ele Evliya Çelebi Seyahatname denilince akla gelen kişidir. 17. yüzyılın önde gelen yazarıdır. Mizaha yer verdiği Seyahatname’si ile Seyahatname On ciltten oluşur. Gezi yazısı niteliğindedir. Sade nesir örneğidir. Hikâyeleştirme söz konusudur. Mizah ve abartıya yer Mustafa Naima Efendi17. yüzyıl tarihçisidir. Vakanüvistlik yapmıştır. Orta nesir örnekleri Naima Tarihi 3. Murat ve IV. Mehmet dönemlerni anlatır. Toplumun ahvalini göz önüne İbrahim Peçevi 17. yüzyıl tarih yazarıdır. Orta nesirde örnek Peçevi Tarihi 1520 – 1648 Osmanlı Dönemi’ni Katip Çelebi 17. yüzyıl bilim adamı ve yazarıdır. Batı’da “Hacı Kalfa” adıyla tanınır. Tarih, coğrafya, edebiyat alanında ün yapmıştır. Sade ve anlaşılır bir dile sahiptir. Arapça içerikle eser yazmıştır. a. Keşfüzzünun Yazıldığı döneme kadar olan eser ve yazarlar hakkında bilgi verdiği için bibliyografya özelliği gösterir. 10 bin sanatçı yer almaktadır. Fezleke Tarihi konu edinir. Her yılın sonunda o sene içinde ölen vezir, âlim, şeyh, şair ve ünlü kişilerin kısa biyografileri verilmiştir. 1592’den başlar, 1654’te sona Cihannüma İlk sistematik coğrafya Tuhfet’ül Kibar fi Esfaril Bihar Denizcilikle ilgili bilgi verir. Büyük deniz seferleri anlamını taşır. Denizcilere yönelik 40 öğüt de taşır. Kâtip Çelebi’nin bu eseri yazma amacı olarak ihtişamını yitiren Osmanlı bahriyesini yeniden heyecanlandırma arzusu gösterilmiştir. Diğer Mizan’ül Hak, Takvim’üt Tevarih, Düsturul Amel, Tarih-i Frengi Tercümesi17. Koçi Bey 17. yüzyıl şairidir. Murat’a sunulan iki dilekçeyi içeren, devletin nasıl kurtulacağını anlatan Koçi Bey Risalesi ile Veysi 17. yüzyıl süslü nesir Habname 1. Ahmet ile İskender’in rüyada konuşmalarını anlatır. İçinde bulunulan kötü zamanlar, ahlaksızlıklar işlenmiştir. Siyer-i Veysi, bir diğer önemli Nergisi 17. yüzyılın önemli süslü nesir yazarıdır. Düzyazı ile hamse sahibi olmuştur. Horosname, eserleri içerisinde dikkat Giritli Aziz Efendi yazarıdır. Edebiyatımızın ilk hikâyeyi andıran eseri Muhayyelat’ı Muhayyelat Hayalî ve gerçek olaylar bir bütün olarak işlenmiştir. Olağanüstü ögeler yer aldığı için masalımsı bir yapısı Yirmisekiz Mehmet Çelebi 18. yüzyılda yazdığı Fransa Sefaretnamesi ile ünlüdür. Hazırlayan Melih Özdamar İçeriklerimiz, pdf anlatımlar dahil, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca korunmaktadır. Telif haklarının herhangi bir şekilde ihlali, başka yerlerde isimsiz yayımlanması, çeşitli kitap kaynaklarında izinsiz yer alması, içeriğin izinsiz kopyalanıp başka bir isimle tanıtılması vb. ile yapan kişi, kişiler veyahut kurumlar hakkında gerekli işlemler başlatılacaktır. Türkçe ve Edebiyat yönetimi.
Divan Edebiyatında İşlenen Kavramlar, Motifler ve Temalar Divan Edebiyatında Öne Çıkan Kavram, Motif ve Temalar Bunlara, birkaç örnek vereceğiz l. Gül ve Bülbül Gül, güzelliği temsil eder. Aşığın sembolü olan bülbülü kendine bağlar; dikenleriyle yani verdiği ıstıraplarla onu üzer, kıvrandırır. Gül, aynı zamanda Hz. Muhammed sav’in yüzünü sembolize eder. 2. Dünya Bir cîfe leş, bir yüzüne bakılmaz iğrençlikte kocakarıdır. Dünya malı toplamanın sonu yoktur. Her şeyin hakiki sahibi, ancak Allah’tır. Dünya bir konak’tır. Bu konak yerinden hareket eden develerin çıngırakları, o konak yerinde oturanlara yaşayan insanlara yolculuk sırasının kendilerine de geleceğini hatırlatmaktadır. 3. Bezm-i Elest Bezm-i Ezel Kur’ân 7. Sûrede, l7l. Âyette geçen “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?” şeklindeki ilahi soruya ruhların “Belâ Evet” cevabını vermelerine işaret eden bir ibaredir. Dünya imtihanının başladığı andır. 4. Pîr-i Mugan Muğların başı, yaşlısı. Eski İran’ın dini Mecûsîlikti ateşe tapanların dîni. Mug, Mecûsî rahibi demektir. Divan şiirinde, şeyh anlamında kullanılır. 5. Kenz Hazîne, gömü Aşığın gönlüdür. Bu gönül virandır; ama zaten hazineler, viran yerlerde gömülü bulunur. 6. Sevgili Hükümdar, sultan, büt put, zalim sıfatlarla anılır. 7. Aşık Kul, köle, hasta, ölü, vb. gibi benzetimeleriyle görülür. 8. Rakîb Şeytan, köpek, domuz, kâfir, ham meyve benzetmeleriyle karşılanır. 9. Güzellik Mısır, Türkistan, Rûm, ay, güneş, gibi benzetilenleri çerçevesinde yer alır. 10. Aşk Onulmaz bir hastalıktır. Tamamen cefa ve eziyetten ibarettir. Aşık, aşkından, hiçbir hal ve şart içinde vazgeçemez. 11. Gökler İslâmî inanç çerçevesinde gökler, 9 kattır. Kur’an-ı Kerîm’de, gökteki gezegenlerin, “Allah’ın emrettiği yolda” yani özel yörüngelerinde “suda yüzer gibi dönüp durdukları” söylendiği halde, Divan şairleri, Batlamyüs teorisini gerçek var sayarak dünyayı sabit, gökleri iç içe geçmiş çanaklar gibi üst üste binmiş ve yıldızları da sabit düşünmüşler; dünyanın değil, göklerin döndüğüne inanır görünmüşlerdir. Şiirlerde bu durum, hep tekrarlanagelmiştir. Not Bu yıldızlardan Mars Mirrîh ile Zuhâl Satürn’ün aynı burçta buluştukları âna, “Kırân-ı nahseyn” Uğursuz an; Zühre Venüs ile Müşterî Jüpiter yıldızlarının aynı burçta buluştukları âna ise “Kırân-ı sa’deyn” uğurlu an denir. Büyük hükümdârlara “sâhib-kırân” denirken kasdedilen, “kırân-ı sa’deyn”dir. Genel
Divan Edebiyatı Nesri Divan Edebiyatı Nesril. Divan Edebiyatında Sâde Nesir2. Divan Edebiyatında Süslü Nesir3. Divan Edebiyatında Orta NesirHer dönemde olduğu gibi Divan edebiyatında da birkaç tip nesir görülür. l. Divan Edebiyatında Sâde Nesir Halkın konuştuğu dilin esas alındığı nesirdir. Zaman zaman ağdalı üslûba ait kelime ve terkiplerin bu nesre girmesi normal görülmelidir. Kur’ân tefsirleri, hadis kitapları, menkabevî İslam tarihlerinin büyük kısmı, fütüvvetnâmeler, menâkıbnâmeler, dinî – destanî halk kitapları, halk hikayeleri, halka yönelik tasavvufi eserler, gazavatnâmeler, ahlak kitaplarının çoğu, bu üslûpla yazılmışlardır. 2. Divan Edebiyatında Süslü Nesir Arap ve Acem lügatlerinden alınan gelişi güzel kelimeleri, sık sık uzun ve çapraşık terkiplere malzeme olarak kullanıp Türkçe sözlere az çok yer veren bir nesirdir. Divan şiirinin söz sanatlarından çoğu ve nesir kafiyesi olan “seci’ “, bu tip nesrin belirgin özellikleridir. Fatih Sultan Mehmet devrinden başlayarak yabancı kelime ve terkiplere açılan divan şiiri gibi divan nesri de anlaşılır olmaktan süratle uzaklaşmıştır. “Târîh-i Ebu’l-Feth yazarı Tursun Bey’den başlayarak İbn Kemal, Hoca Sa’deddin, Kara Çelebizâde Abdulazîz, Raşid gibi tarihçiler, Âşık Çelebi, Hasan Çelebi, Sâlim, Safâyî gibi tezkireciler, bir çok resmî ve özel mektup yazışma örnekleri dergisi olan “Münşe’ât Mecmû’ası” yazarları, bu süslü nesir inşâ yolunu takip etmişlerdir. Bu nesrin en çarpıcı örnekleri olarak Veysi Ö. 1628 ile Nergisî Ö. 1635 gösterilirler. Oysa on yedinci asırda Peçevî, Kâtib Çelebi, Evliyâ Çelebi, Koçi Bey ve Hasanbey-zâde gibi güçlü yazarlar, Türk nesrinin anlaşılır, sevimli örneklerini vermişlerdir. Fakat XV. Asır yazarı ve devlet adamı Sinan Paşa’nın nesrini, bu süslü nesrin dışında görmek ve “âlî nesir” yüksek nesir diye adlandırmak gerekir 3. Divan Edebiyatında Orta Nesir Bu yazı dili de halkın konuşma dilinden oldukça uzaktır. Yazar, esas olarak anlatmak istediği şeyin peşindedir ve lâfız san’atları ve hüner gösterme gayreti, süslü nesirde olduğu gibi değildir. Fakat seci’li söyleyişler, bu nesirde de sık görülür. Gelibolulu Âlî’nin, Na’îmâ’nın tarihleri, Kâtib Çelebi’nin Mîzânü’l-Hakk’ı, Düstûrü’l-Amel’i; Evliyâ Çelebi’nin Seyâhat-nâme’si, Koçi Bey’in risâlesi; bazı dînî eserler ve fetvâlar, coğrafya eserleri, sefâret-nâmeler ve biyografik eserler, bu nesirle yazılmışlardır. Orta nesrin sade nesirden net bir çizgiyle ayrılması, kolay değildir. BAŞKA BİR KAYNAK Divan Edebiyatında Nesir Mensur Divan edebiyatında üç tür düzyazı biçimi vardır. Yalın düzyazı, süslü düzyazı ve orta düzyazı. Yalın düzyazıda halkın konuştuğu dil kullanılmış, halk kitapları, halk hikayeleri, Kur’an tefsirleri, hadis açıklamaları bu türde yazılmış düzyazıda nesirde hüner ve marifet göstermek amaçlanmıştır. Bu türe genellikle medrese öğrenimi görmüş, Osmanlıcayı iyi bilen yazarlar yönelmiştir. Çok uzun cümlelerin, bol söz ve anlam oyunlarının göze çarptığı bu türün en belirgin örneklerini Veysi ve Nergisi vermiştir. Süslü düzyazıda çok ürün verilmiş bir alan da tezkire’dir. Bu türün ilk örneğini, 16. yüzyılda Âşık Çelebi yazmış ve tezkire geleneği 19. yüzyılda Fatih Efendi’ye gelene kadar düzyazı nesir ise, divan edebiyatının hemen hemen bütün klasik yazarlarının yazdığı bir türdür. Belirgin özellikleri, söz ve anlam oyunlarından, hüner ve marifet göstermekten kaçınılmış ve içeriğin ön planda tutulmuş olmasıdır. Özellikle tarih, gezi, coğrafya ve din kitapları bu türde orta nesirle Dışı Yazı Türleri Tezkire, Tarih, Seyahatnâme, Sefaretnâme, Siyasetnâme, Münazara, Münşeat Genel
Yaymak, saçmak, dağıtmak” anlamlarına gelen “nesir”, günümüzde “düzyazı” terimiyle karşılanmaktadır. Nesir yazarlarına eskiden “nasir” denirdi. Şiir ağırlıklı bir edebiyat geleneği olan Divan edebiyatında nesir geri planda kalsa da bu alanda da önemli eserler verilmiştir. Divan edebiyatının öğretici metinlerini oluşturan nesir alanında; telif yazma, tercüme çeviri ve adaptasyon uyarlama tarzında pek çok eser ortaya konmuştur. Divan edebiyatında nesir türündeki eserlerin bir kısmı didaktik özellik taşıyan, açık bir dil ve yalın bir üslupla yazılırken bir kısmı sanatkarane süslü bir üslupla yazılmıştır. Bkz Divan Edebiyatı Genel Özellikleri Divan Edebiyatında Nesir Yazılarının Özellikleri Klasik Türk edebiyatında nesre düzyazıya “inşa”, nesir yazarlarına “münşi” veya “nasir”, nesir yazılarıyla oluşan mecmualara ise “münşeat” adı verilmiştir. Sade, süslü sanatlı ve orta nesir olarak üç çeşit nesir anlayışı vardır. Düşünceler kümelenmediği için paragraf düzeni yoktur. Uzun cümle kurmak hüner sayıldığı için cümleler, fiilimsi ve bağlaçlarla yapay bir şekilde uzatılmıştır. Arapça ve Farsça tamlamaların hâkim olduğu ağır bir dil benimsenmiştir. Eş anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması gelenek haline gelmiş ve bir sanat sayılmıştır. Sanatlı söyleyişe sahip olan düzyazılarda tıpkı şiirde olduğu gibi, düşünceyi dile getirmekten çok onu güzel bir şekilde ifade etmek marifet sayılmıştır. İçerik göz ardı edilmiş, söyleyiş güzelliğine önem verilmiştir. Sade bir dille oluşturulan düzyazılarda sanat kaygısından çok düşünce ve bilgi ön plana çıkmıştır. Söz öbekleri arasında ses uyumu sağlamak için özellikle süslü nesirde seci denilen iç uyak kullanılmıştır. Noktalama işaretleri hiç kullanılmamıştır. Noktalama işaretlerini ilk kez Tanzimat Dönemi’nde Şinasi kullanmıştır. Divan edebiyatında düzyazıya dayalı eserler; tezkire, tarih, seyahatname, sefaretname, siyasetname, gazavatname, kıyafetname, menakıpname, fütüvvetname, pendname, surname, mektup, hilye gibi türlerde yazılmıştır. 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar devam eden divan nesri dil ve anlatım özeliklerine göre üç kolda gelişme göstermiştir. 1. Tezkire Bir mesleğe ait kişilerin biyografilerini bir araya toplayan kitaplardır. Edebiyat terimi olarak tezkire; divan şairlerinin hayatlarını ve şiirlerini genellikle öznel bir bakış açısıyla değerlendiren eserlere verilen addır. Tezkire-i Şuara veya Tezkiretü’ş-Şüara şairler tezkiresi olarak geçmektedir. Şairlerin dışında evliyaların ve hattatların hayatını anlatan tezkireler de vardır. Sinan Paşa’nın 15. yüzyılda yazdığı Tezkiretü’l Evliya, bunun önemli bir örneğidir. Tezkirelerin günümüzdeki karşılığı “biyografi”dir. Tezkirelerde şairlerin “doğum yeri, adı, lakabı, öğrenim durumu, mesleği, hayatındaki önemli değişiklikler, ölüm tarihi, mezarının yeri, bazen şairle ilgili anekdotlar, eserleri ve eserlerinden örnekler yer alır. Türk edebiyatında ilk tezkire Anadolu dışında Ali Şir Nevai’nin 15. yüzyılda Çağatay Türkçesiyle yazdığı Mecalisü’n-Nefais’tir. Anadolu sahasında yazılan ilk tezkire 16. yüzyılda Sehi Bey’in yazdığı “Heşt Behişt”tir. 2. Münşeat Düzyazı şeklindeki yazıların ya da mektupların toplandığı eserlere münşeat adı verilir. Değişik düz yazıların bir araya getirilmesiyle oluşan münşeatlar içinde en kapsamlı bölümü mektuplar oluşturmuştur. Divan edebiyatında sadece mektupların toplandığı esere “mektubat” adı verilir. Divan edebiyatında şairlerin mektuplarından oluşan münşeatları vardır, örneğin Münşeat-ı Fuzulî, Münşeat-ı Kanî gibi… Fuzuli’nin 16. yüzyılda yazdığı “Şikayetname” klasik Türk edebiyatındaki en ünlü mektuplardan biridir. Nabi’nin özel ve resmî mektupları ile değişik yazılarından oluşan “Münşeat” adlı yapıtı türün başarılı örneklerindendir. 3. Tarih Tarihî olayları, dönemin sosyal şartlarını göz önünde bulundurarak sebep ve sonuçlarıyla anlatan mensur kitaplardır. Osmanlılar zamanında tarihçilik, “vakanüvis” adı altında yürütülen bir tür memurluktu. Sarayda görevlendirilen vakanüvisler, olayları günü gününe notlar halinde ve belli bir üslup gözeterek yazarlardı. Divan edebiyatında tarih türünde yazılan ve yazarlarının adıyla anılan önemli eserler şunlardır Tevarih-i Ali Osman 15. yy. ⇒ Aşıkpaşazade Künhü’l-Ahbar ⇒ Gelibolulu Mustafa Alî Tacü’t-Tevarih ⇒ Hoca Saadettin Naima Tarihi 17. yy. ⇒ Mustafa Naima Efendi İlk resmî vakanüvis Peçevî Tarihi 17. yy. ⇒ Peçevî İbrahim Efendi Mütercim Asım Tarihi 18. yy. ⇒ Mütercim Asım Efendi 4. Seyahatname Gezilip görülen yerleri anlatan mensur eserlerdir. Günümüzde “gezi yazısı” olarak anılan seyahatnameler belge niteliği taşır. Edebiyatımızda ilk seyahatname örneği Seydi Ali Reis’in 16. yüzyılda yazdığı “Miratü’l-Memalik” adlı eserdir. Bu türün en ünlü örneği ise Evliya Çelebinin 17. yüzyılda yazdığı “Seyahatname” adlı eserdir. 5. Sefaretname “Sefir” sözcüğünün anlamı “elçi”dir. Osmanlı sefirlerinin elçilerinin gittikleri ülkeler hakkında yazdıkları rapor niteliğindeki mensur eserlere “sefaretname” denir. Bu türün en tanınmış örneği Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin yazdığı “Paris Sefaretnamesi”dir. 6. Siyasetname Devlet yöneticilerine “yöneticilik sanatı” ile ilgili bilgi ve öğüt veren ahlaki-didaktik yapıtlardır. Nizamül-Mülk’ün “Siyasetname”si, Lütfi Paşa’nın “Asafname”si ve Koçi Bey’in “Risale”si bu türün önemli örneklerindendir. 7. Pendname Dinî ve ahlaki hikâyecikler aracılığıyla insanlara öğüt veren didaktik eserlerin genel adıdır. Mercimek Ahmet’in, Keykavus’un aynı adlı eserinden yaptığı çevirdiği “Kabusname” adlı eseri mensur türde yazılmış önemli bir pendnamedir. 8. Gazavatname Sefer hazırlıklarını, din yolunda yapılan savaşları, gazaları konu edinen mensur eserlerin genel adıdır. Türk edebiyatındaki ilk örnekleri 15. yüzyılda verilmeye başlanmıştır. 9. Cenkname Manzum ya da düzyazı biçiminde yazılan, genellikle Hz. Ali etrafında oluşan savaş ve kahramanlık öykülerinin anlatıldığı hikayelerdir. Bkz Cenkname Nedir? 10. Hamzaname Hz. Muhammed’in amcası Hz. Hamza’nın hayatıyla ilgili destansı hikayelerin genel adıdır. Türkçe olarak ilk Hamzaname’yi Hamzavi kaleme atmıştır. 11. Fütüvvetname Dini ve ahlaki bir esnaf teşkilatı olan ahiliğin kurallarını ve ilkelerini anlatan nesir tarzındaki eserlerdir. 12. Menakıpname Ermiş olduğuna inandan veli/evliyaların hayatı etrafında oluşan, onların kerametlerini anlatan dinî, tasavvufi yapıtlardır. 13. Surname Şehzadelerin doğumu dolayısıyla yapılan eğlenceleri, sünnet düğünlerini, padişah çocuklarının ye kız kardeşlerinin evlenme törenlerini konu edinen mensur eserlerdir. 1582 yılında İkinci Murat’ın şehzadesi Mehmed’in sünnet düğününü konu edinen İntizamî’nin mensur Surname’si bu türün ilk örneğidir. Seyyid Vehbi’nin “Surname-i Vehbi” adlı eseri de bu türün önemli örneklerindendir. 14. Mersiye Bir kişinin ölümünden duyulan üzüntüyü dile getiren eserlerdir. Genellikle manzum olarak yazılan mersiyelerin düzyazı şeklindeki örnekleri de vardır. Fuzuli’nin yazdığı “Hadikatü’s-Süeda” adlı eseri, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişini konu edinen mensur bir mersiyedir. 15. Kıyafetname İnsanların dış görünüşlerinden hareketle karakterleriyle ilgili çıkarımları konu edinen yapıtlardır. 16. Hilye Hz. Muhammed’in ve dört halifenin örnek davranışlarını, fiziki ve ruhi özelliklerini konu edinen mensur yapıtlardır. 17. Siyer Hz. Muhammed’in yaşamını ve savaşlarını menkıbevi bir üslupla kaleme alan düzyazı biçimindeki yapıtlardır. 18. İlmî Eserler Tıp, coğrafya, astronomi gibi bilimsel konularda yazılan didaktik mensur eserlerdir. Katip Çelebi’nin “Keşfü’z-Zünun”, “Cihannüma” gibi eserleri bu türe örnektir.
divan edebiyatı nesir örnek metinler